Pulmoner tromboemboli PTE PE 2
pulmoner tromboemboli de başlıca 3 klinik sendromdan biri saptanmaktadır. 1.
Akut minör PE (Submassive): Damar yatağındaki tıkanma %60ın altındadır. Küçük
distal pulmoner yatağın tıkanması sonucu oluşur. Bu tıkanma sıklıkla pulmoner
enfarktüs ile sonuçlanır. Semptomlar hafif takipne, plöretik göğüs ağrısı,
hemoptizidir. Genellikle hemodinamik bozukluk oluşturmaz.
Fizik muayene sıklıkla
normaldir ancak taşikardi, frotman ve hafif ateş olabilir (Tablo 2).
2.
Akut Majör (Massive) PE: Proksimal pulmoner arterlerin tıkanması sonucu
oluşmaktadır. Genellikle dispne, santral, künt göğüs ağrısı, taşikardi, sağ galo
ritmi (S3), yüksek venöz basınç ve taşipneye neden olur. Pulmoner arteriyel
obstrüksiyon %60-75 düzeyindedir. Senkop ve ani ölüme kadar değişen derecelerde
hemodinamik bozukluk yapar.
3. Kronik Tromboembolik Pulmoner
Hipertansiyon: Çoğunlukla alt ekstremitelerdeki venöz trombozlardan atılan küçük
minör emboliler sonucu oluşur. Kronik progressif dispne söz konusudur. Pulmoner
hipertansiyon ve kor pulmonale ile kendini gösterir.
Tablo 2. PEde değişik klinik tablolardaki semptom ve
bulgulardaki farklılıklar
|
|
Akut Minör
|
Akut Majör
|
Kronik
|
|
Dispne
|
Hafif
|
Şiddetli
|
Kronik,
progressif
|
|
Göğüs
Ağrısı
|
Plöretik
|
Akut, künt,
santral
|
Eksersizle, künt,
santral
|
|
Taşikardi
|
Hafif
|
Genellikle
şiddetli
|
Değişken
|
|
Kan
Basıncı
|
Normal
|
Düşük
|
Geç döneme kadar
normal
|
|
Siyanoz
|
Yok
|
Sık
|
Sık
|
|
Ödem
|
Yok
|
Akut
değil
|
Sık
|
|
Juguler Venöz
Basınç
|
Normal
|
Yükselmiş
|
Yükselmiş
|
|
Kalp
sesleri
|
Normal
|
S3
|
S3, S4,
P2
|
|
AC
Grafisi
|
Sıklıkla
normal
|
Sıklıkla
anormal
|
Anormal
|
|
EKG
|
Genellikle
normal
|
Sıklıkla
anormal
|
Anormal
|
|
Sistolik Pulmoner
Arter Basıncı (mmHg)
|
Normal
|
30-50
|
>
70
|
TANI PEde erken tanı ve tedavi çok önemlidir. Çünkü hastaların %50si ilk
yarım saatte, % 70i ilk bir saatte, %85i ilk 6 saatte ölmektedir. Tedavinin
başlanması ile mortalite riski hızla azalmaktadır. Bu nedenle çoğu zaman şüphe
tanı anlamındadır ve tedaviye başlamak için yeterli bir kriterdir. Bu arada
derhal tanısal girişimlere başlanmalıdır.
Akciğer Grafisi: Akciğer
grafisinin esas rolü PEyi taklit eden pnömotoraks, pnömoni gibi nedenleri
ekarte etmektedir. PEde kural olarak akciğer grafilerinde değişen şiddette
parankimal infiltrasyon, atelektazi ve plevral effüzyon saptanmaktadır. Ancak
tüm bu bulgular nonspesifiktir. İnfiltrasyonlar genel olarak pulmoner enfarktüse
bağlansa da hızla rezolüsyon göstermesi doku nekrozundan çok, hemorajik ödemi
düşündürmektedir. Bundan başka 2 ayrı bulgu şiddetle PEyi düşündürmektedir: 1)
Bir akciğer zonunda oligemi ile birlikte o taraf pulmoner arter gölgesinde
genişleme (Westermark Bulgusu), 2)Bir veya birden fazla sayıda plevral tabanlı,
kama şeklinde dansiteler (Hampton hörgücü). Akciğer grafisinin diğer bir rolü V
/ Q sintigrafilerinin değerlendirilmesidir. Normal akciğer grafisi PEyi ekarte
ettirmez.
EKG: Birçok durumda nonspesifiktir (%90). Çoğunlukla sadece
sinüs taşikardisi veya nonspesifik ST-T değişiklikleri görülür. Akut majör
emboli seyrinde akut kor pulmonale geliştiğinde sağ aks deviasyon, sağ dal
bloğu, S1Q3T3 paterni ve P-Pulmonale görülebilir. Ancak bu bulgular spesifik
değildir ve çok az olguda saptanır. Büyük çalışmalarda (Ürokinaz ve Streptokinaz
Pulmoner Emboli Çalışmaları) majör embolide %32, minör embolide % 26 akut kor
pulmonale belirtileri saptanmıştır. Buna karşın Submassive embolide EKG sadece %
23 vakada normal bulunmuştur. EKG tanıyı kesin koymadığı gibi, PEyi ekarte de
ettirmez. Ancak akut perikardit, MI gibi diğer tanıların dışlanmasında da
yararlıdır.
ARTER KAN GAZI ANALİZLERİ: Başlıca bulgular hipoksemi,
hipokapni, respiratuvar alkaloz, alveolo-arteriyel gradient artışıdır (PO2 A-a).
Hipokseminin şiddeti humoral yanıtın şiddetine bağlıdır. Normal kan gazı analiz
sonucundan ağır hipoksemiye kadar değişebilir. Tanıdan çok tedavinin takibi için
yararlıdır.
BİYOKİMYASAL TETKİKLER: CPK-MB: MIünü ekarte ettirmede
yararlıdır. D-Dimer: Trombüsün oluştuğu ortamda plazminin aracılık ettiği
fibrin proteolizisi sonucu oluşur. Birçok hastalıkta yükseldiği için tanıya
katkısı sınırlıdır ancak negatif çıkması tanıyı ekarte ettirir. ELISA, Lateks,
Kristal Termografi metodları ile bakılmaktadır. ELISA yönteminde 500 ng/mlnin
altında çıkması tanıyı ekarte ettirir. FDP: D-Dimer ile aynı mekanizma ile
ortaya çıkar, non-spesifiktir. SGOT normalken LDH ve bilürubin yükselmesi
tanıyı destekleyebilir. Solunum Fonksiyon Testleri: Non-spesifik olmasına
karşın PE sonrası fonksiyonel geri dönüşü değerlendirmede yararlı olabilir.
Fiyolojik ölü boşlu (VD) ve bunun tidal völüme oranı (VD / VT)
artar.
İLERİ TANISAL YÖNTEMLER İNVAZİV: Selektif pulmoner
angiografi: Tanıda Gold Standart tır. Ancak oldukça önemli morbidite ve
mortaliteye sahiptir ve pek çok hastanede yapılamamaktadır. Moratlite oranı
yaklaşık % 0.3tür. Normal perfüzyon sintigrafisi, sağ atrial trombüs varlığı,
gebelik ve kontrast madde allerjisi başlıca kontrendikasyonları
oluşturmaktadır.
NONİNVAZİV: Ventilasyon / Perfüzyon ( V / Q)
Sintigrafsi: PE şüphesinde en yaygın kullanılan testtir. Başlangıçta perfüzyon
sintigrafisi elde edilir. Normalse klinik olarak önemli PE ekarte edilir ve bu
durumda ventilasyon sintigrafisine gerek yoktur. Bir çok hastalıkta V / Q
defekti birlikte ve uyumludur. PEde V defekti olmaksızın Q defekti oluşur. V /Q
sintigrafisi 4 şekilde değerlendirilir: 1. NORMAL: PE olasılığı < %1 2.
DÜŞÜK OLASILIK: PE olasılığı %16 3. ORTA OLASILIK: % 31 4. YÜKSEK
OLASILIK: % 88 Yüksek olasılık durumunda multipl ventilasyon defektleri ile
uyumsuz perfüzyon defektleri vardır. PIOPED çalışmasında spesifitesi %88,
sensitivitesi sadece % 41 bulunmuştur. Ancak daha önce PE geçirenlerde spesifite
% 74e düşmektedir. Bunun olasılıkla nedeni rezidüel perfüzyon defektleridir.
Rekürren emboli adayı olan kişilerde bir sonraki emboli durumu için bazal bilgi
edinmek amacıyla ilk atakta tedavi sonrası seri V /Q sintigrafileri
önerilmektedir. Diğer yöntemlerin klinik değerleri henüz elde edilememiştir.
Bunlar Ekokardiografi (özellikle TOE), BT, Spiral BT, MRGdir. V / Q
SİNTİGRAFİSİ İLE KLİNİK ŞÜPHENİN KORELASYONU: Tablo 3. PIOPED Çalışmasında PE Prevalansı: Klinik Şüphe ile
Sintigrafi Korelasyonunun Değeri
|
KLİNİK ŞÜPHE (%)
|
|
|
|
YÜKSEK
|
ORTA
|
DÜŞÜK
|
|
|
YÜKSEK
|
96
|
88
|
56
|
|
V / Q SİNTİGRAFİSİ (%)
|
ORTA
|
66
|
28
|
16
|
|
|
DÜŞÜK
|
40
|
16
|
4
|
Klinik şüphe ile sintigrafi arasında uyumsuzluk olduğunda Pulmoner Angiografi
yapılmalıdır. Ancak DVT tanısının konulması da klinik şüphe yüksek olduğunda PE
tanısı anlamına gelmektedir.
DVT Tanısı: Kontrast Venografi: Gold
standarttır. Ancak invaziv bir yöntemdir. Yüksek radyasyon miktarı, yüksek
kontrast madde maruziyeti ve %10-20 olguda değerlendirilemez olması
dezavantajlarıdır. İmpedans Pletismografi: DVT tanısı için geliştirilen en
eski yöntemlerden birisidir. Proksimal trombüslerde %95 sensitif, %96
spesifiktir. Bacak venlerinde tanıda yararı yoktur. Seri olarak yapılması
trombüsün büyümesini küçülmesini gösterme de yararlıdır.
Dupleks USG:
USGnin B-modu ile, Doppler fonksiyonlarının kombine kullanılmasıdır. Yararlı
bir metoddur, ancak tedaviye başlatıcı veya kesici değeri yönünde yeterli veri
yoktur. Radyonüklid venografi: Klinik değeri tam elde
edilememiştir.
TEDAVİ Analjezi ve oksijen gibi destekleyici
tedavilerden başka PE tedavisi için 3 yöntem vardır. 1. Antikoagülan tedavi,
2. Trombolitik tedavi, 3. İnvaziv girişimler
1. ANTİKOAGÜLAN
TEDAVİ: Venöz tromboembolik hastalığın standart tedavisi IV Heparini takiben
oral antikoagülan, warfarindir. HEPARİN: Oluşan pıhtıyı eritmez, ancak
pıhtının büyümesini engelleyerek fibrinolitik aktivitenin etki edebilmesi için
zaman kazandırır. İnfüzyon tedavisi veya intermittan tedavi şeklinde uygulanır.
İnfüzyon tedavisnde 100 U / kg yükleme dozunu takiben 1000-2000 U / kg/ gün
sürekli infüzyon yapılır. İnfüzyon tedavisinin yan etkisi daha azdır.
İntermittan tedavide 4 x 7500 U veya 6 x 5000 U SC uygulama yapılır. Heparin
tedavisi 10 gündür. Amaç aPTTyi 1,5-2 katına çıkarmaktır. Antidotu protamin
sülfattır. Kanama durumunda 100 U heparin için 1 mg dozunda IV
uygulanır.
WARFARİN: Tedavinin 5. gününde başlanır. 5 mg / gün başlanır
ve PT ve INR takip edilir. PT 1,25-1,5 katına, INR 2-3 katına çıkarılır ve 3 gün
stabil düzey sağlandıktan sonra heparin kesilir. Kanama durumunda antidotu
K-vitamindir (10-25 mg IV) ve gereğinde taze plazma verilir. Warfarine 3-4 ay
devam edilir. Gebelikte kontrendikedir. TROMBOLİTİK
TEDAVİ: Standart tedviye 12-24 saatte yanıt vermeyen
olgularda vaya akut massif embolide endike olabilir. Minör embolide de
uygulanmasının geç sekelleri azalttığına ilişkin bildirler varsa da tüm vakalara
rutin uygulama için yeterli klinik kanıt yoktur. Başlıca 3 ajan vardır (Tablo
4).
Yükleme
İdame
Streptokinaz
250000-600000 U. IV 20-30 dk.da 100000 U/st. 24-72
saat
Ürokinaz
4400 U / kg, 10
dk.da 4400 U
/kg / saat, 12 saat
TPA
50 mg saat, 2 saat İNVAZİV
GİRİŞİMLER: Pulmoner Embolektomi: Operasyonsuz yaşayamayacağı düşünülen
olgularda endikedir. Trombolitik ilaçların kontrendike olması, diğer ilaçlara
rağmen kötüleşme olması gibi nadir durumlarda hayat kurtarıcı olabilir.
Embolektomi düşünülen olgularda Pulmoner angiografi yapılmalıdır. Amaç tanıyı
kesinleştirmek ve embolinin yeri ve şiddetini saptamaktır.
Akciğer Transplantasyonu: Terminal kronik tromboembolik pulmoner
hipertansiyonda endikedir.
Vena Cava Filtreleri: Antikoagülan tedavi kontrendike ise ve rekürrens
durumunda hayati tehlike varsa endikedir. Perkütan yolla vena cava inferiora
takılır, günümüzdeki filtreler güvenli ve etkilidir.
HASTA YAKLAŞIMI Hastaya yaklaşımda bazı anahtar veriler şunlardır: 1.
PEnin büyük çoğunluğu ( > %90) alt ekstremite derin venlerinden
kaynaklanır. 2. Rekürren PE proksimal DVTdan kaynaklanır, proksimal DVT
yoksa rekürrens son derece nadirdir. 3. Yüksek olasılıklı V / Q
sintigrafileri özellikle yüksek klinik şüphe varlığında ve daha önce geçirilmiş
PE yoksa tanıda güvenilir testlerdir. 4. Normal perfüzyon sintigrafisi veya
düşük olasılıklı V / Q sintigrafisi düşük klinik şüphe varlığında PEyi ekarte
ettirir. 5. DVT için non-invaziv metodlar özellikle IPG (Özellikle seri
ölçümlerde) tanı için güvenilir testlerdir, negatif olmaları DVTyi ekarte
ettirir. 6. Sintigrafisi yüksek olasılıklı olmayan ve IPG normal olan
vakalarda V / Q perfüzyon sintigrafisi ve seri IPG istenir. İkisi de negatif ise
olasılıkla PE yoktur. Sintigrafisi yüksek olasılık ve IPG pozitif ise tedaviye
başlanır. Sintigrafi düşük ya da orta olasılık ise tedaviye karar vermek için
IPGye bakılır. Pozitif ise tedaviye başlanır. Negatifse, özellikle seri IPG
negatifse klinik şüpheye de dayanarak tedavi başlanmayabilir. Yani klinik olarak
stabil hastaların çoğu noninvaziv yöntemlerle değerlendirilir. Unstabil
hastalarda veya trombolitik veya antikoagülan tedavinin yüksek riskli olduğu
vakalarda Pulmoner anjiografi ve Kontrast venografi endikedir. Bunlardan başka
yeni ve noninvaziv testlerin tanı ve tedaviye başlamadaki değerleri tam olarak
belli değildir. Bunlara örnek olarak real-time USG, Monoklonal antikor
görünteleme, MRG verilebilir.
• 4314 defa okundu
• Sayfayı yazdır
• Sayfayı arkadaşına gönder
Bağlantılı Yazılar
|