 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Prof. Dr. Köksal ALPTEKİN
Prof. Dr. Köksal ALPTEKİN
Saygıdeğer hocamız ;
Prof. Dr. Köksal ALPTEKİN 'i saygıyla selamlıyoruz.
Türkiye'nin neresinde olursanız olun size önerebileceğimiz en önemli psikiyatrist :
Prof. Dr. Köksal ALPTEKİN
Cumhuriyet Bulvarı No:192
Üstay Apt K.5 D.9
Gündoğdu Meydanı
Alsancak / İzmir
0.232.4224252
|
 |
 |
 |
 |
| |
Değerli hocamız
Prof. Dr. Köksal ALPTEKİN 'i saygıyla selamlıyoruz.
Türkiyenin neresinde olursanız olun önerebileceğimiz enönemli psikiyatrist. |
Prof. Dr. Köksal ALPTEKİN
Cumhuriyet Bulvarı No:192
Üstay Apt K.5 D.9
Gündoğdu Meydanı
Alsancak / İzmir 0.232.4224252 |
Hipnoz stres psikiyatri
HİPNOZ NEDİR ? NE DEGİLDİR ? Her seyden önce Hipnozun uyku olmadığını bilmekte
fayda mülahaza ediyorum. Her ne kadar hipnosis Yunanca da uyku anlamına gelse de
(hatta Yunan mitolojisinde uyku tanrısının adı olsa da) yapılan
elektrofizyolojik incelemeler hipnoz anı ile uyku halinin tamamen farklı
durumlar olduğunu göstermiştir.
Uykuda görülen yavas beyin dalgalarının yerine
hipnoz sırasında kişinin beyin aktivitelerinin uyanıklığa denk olduğu
görülmüştür. Hipnoz kelimesi ilk kez İngiliz hekim Braid tarafından
kullanılmıştır.
Hipnozun mazisi çok eskilere dayanmakla birlikte bilimsel
mahfillere girmesi F A Mesmer tarafından sağlanmıştır. 18. Yüzyılın son
çeyreğinde bazı nörotik hastaların tedavisinde hipnozu kullanan Mesmer hem çok
popüler olmuş hem de bir çok hasım kazanmış, kendisi şarlatanlıkla suçlanmıştır.
Zira her devirde olduğu gibi o devirde de insanlar doğa üstü güçlere ve bu
güçlere sahip olan insanlara çok inanmışlar ve onlardan medet ummuşlardır. Bunu
çok iyi kullanan Mesmer hipnoz seanslarına adeta mistik bir hava katarak
etkinligini artırmıştır.
Günümüz Türkiyesinde hipnoz hak ettigi yeri
yavas yavas tedavilerde almakla birlikte su-i istimale açık bir saha olarak
halen bakirligini korumaktadır. Bunun nedenini ilerleyen satırlarda daha iyi
anlayacaksınız.
Hipnozu şu an en çok uygulayanlar sahne illüzyonistleri
ve medyumlardır. Bunun yanında Psikiyatristler ve Diş hekimleri de hipnozu
pratiklerine almaya başlamışlardır. Ancak yinede bazı kötü niyetli kişiler
hipnozu sanki başlı başına bir tedavi edici metodmuş gibi lanse etmekte ve bu
yolla hastaları kullanmakta ve onlara zarar vermektedirler. Aslında hipnoz
psikiyatrik hastalıkların psikoterapisine yardımcı bir metod olarak
kullanılabilir. Hipnoz altında verilmesi gereken telkinler ve diğer
psikoterapötik yollar izlenmezse sadece hipnoz yapılmış olması hastalığı tedavi
etmez.
Bunu şu örnekle daha iyi açıklayabiliriz: Bir cerrahın ve bir
kasabın eline neşter verdiğinizi varsayın. Cerrah yaptığı müdahalede nasıl
anatomik katları tekrar birleştirmeye uygun keser. Oysa kasap sonrasını
düşünmeden neşteri çeker ve tamiri güç yaralar bırakır. İnsanın ruhsal yapısını
bilmeyen hastalığın sebepleri konusu üzerinde ihtisası olmayan birinin ruhsal
hastalıkları tedavi etmeye kalkması kasabın ameliyat yapmasına benzer ki kişinin
ruh sağlığı üzerinde onulmaz yaralar bırakabilir.
Hipnoz günlük stres ve
sıkıntılar,sigara alışkanlığından kurtulmak,şişmanlık ve yeme bozuklukları, uyku
bozuklukları, konsantrasyon problemleri, fobiler(korkular), cinsel
problemler,psikosomatik rahatsızlıklar, dissosiyatif bozukluklar ve diğer
psikiyatrik rahatsızlıkların tedavisinde yardımcı araç olarak
kullanilabilir.
Ancak hipnozun tek kullanım yeri psikiyatrik hastalıklar
değildir. Diş hekimleri anestezide kullanabilirler. Hatta genel cerrahide bile
anestezik ajan kullanmadan yalnızca hipnozla yapılan büyük operasyonlar
bildirilmiştir.
Ülkemizde hipnozun uzun yıllar ihmale uğramış olmasını
materyalist yaklaşımın psikiyatristler arasında çok yaygın olmasına bağlıyorum.
Hipnoz altında geçekleşen bazı fenomenleri yalnız madde ile açıklamak mümkün
görünmemektedir. Ayrıca psikiyatri pratiğinde biyolojik yaklaşımın ön planda
tutulmuş olması da bunda bir etken olabilir. Herkesin kolayca hipnotize olmaması
da bunda bir diğer etkendir.
Hipnoz olan kişi, bir daha uyanamazsa ne
olur ?:Hipnoz tamamen telkinle oluşturulan bir durumdur ve yine telkinle normale
döndürülebilir. Şimdiye kadar yapılmış milyonlarca hipnoz denemesinde ve konu
ile alakalı yazılarda uyanamama diye bir şeyle karşılaşmadım. Bu tamamen
fantastik bir durum olup bazı filmlerdeki sahnelerden kaynaklandığını
düşünmekteyim. Kişiye verilen telkinin bitmesinden sonra kişiyi hipnotize eden
uyandırmasa bile trans yüzeyelleşir ve kişi bir süre sonra kendiliğinden uyanır.
En kötü ihtimalle hipnoz edenin kişiyi uyandıramadan öldüğünü varsaysak bile
hipnoz olan kişi bir süre sonra normal uykuya geçerek uyanır. Kaldı ki aşırı
gürültüler, ani ısı değişiklikleri gibi fizik şartlardaki değişimler kişinin
transtan çıkmasına neden olur.
Sırlarımı hipnoz altında söyler miyim ?:
Hipnoz olmak üzere olan kişilerin en çok korktukları kirli çamaşirlarinin ortaya
dökülmesidir. Ancak şunu bilmekte fayda vardır. Narko analiz ( İlaçla hipnoz
oluşturup yapılır) dışında kişi sonradan pişman olacağı yada kişiliğine uygun
olmayan bir şeyi ne söyler ne de yapar. Bu konuda hipnozitör ısrarcı davranırsa
trans yüzeyelleşir ve bir süre sonrada kişi kendiliğinden transtan çıkar. Bu tür
durumlar ancak filmlerde olur. Gözlerime bak ve uyu da filmlerden çıkıp gelmiş
bir sözdür ve gerçeklerle bağdaşmaz.
Herkes hipnoz olabilir mi ?: Demans
hastaları, geri zekalılar, çok yaşlanmış dikkatini bir noktada toplayamayanlar,
ciddi akıl hastaları ve küçük çocuklar dışında hemen herkes hipnotize
olabilir.
Herkes hipnoz yapabilir mi? Evet . Şartları yerine getirdikten
sonra herkes hipnoz yapabilir. Ama bazı insanlar bunu daha kolay
gerçekleştirirler. Hipnoz olmaya istekli bir kişi , hakikaten hipnoz yapmak
isteyen birisi tarafından kolaylıkla transa sokulabilir ama sonrası ne olur
bilemem. Dolayısıyla hekimlerin dışındaki insanların bu işle uğraşması tamiri
güç durumlara sebep olabilir.
Hele ruhsal sorunların tedavisinde
Psikiyatristlerin dışında insanların hipnozu kullanmasının kasabın ameliyat
yapmasından hiçbir farkı olmadığını hatırlatmak isterim. İşi ehline yani cerraha
vermek gerektiği gibi hipnozu ve ruhsal sorunların tedavisini psikiyatristlere
bırakmakta fayda vardır diye düşünüyorum.
• 13832 defa okundu
• Sayfayı yazdır
• Sayfayı arkadaşına gönder
Bağlantılı Yazılar
| | |
|
 |
 |
 |
 |