Doktorlar     Meme Büyütme

Tüberküloz Verem Hastaligi

Her türlü sağlık sorunlarınız için bilgilerinizi bırakın. Biz sizi arayalım.

Ad-Soyad
:
E-mail
:
Telefon
:
Mesaj
:
Göğüs HastalıklarıTarih: June 12, 2011 11:24 Yorum Yok

Tüberküloz verem teshis tedavisi: Verem olarak da adlandirilan tüberküloz hastaligi insanlik tarihinin ilk çaglarindan itibaren görülen bir hastaliktir. 1865 yilinda hastaligin enfeksiyon hastaligi oldugu gösterilmistir. 1882 yilinda Robert Koch tüberküloz basilini bularak bu hastalikta yeni bir çigir açmistir.

Daha önceden hijyen, diyet ve günes kürü esasina dayanan tedavi yöntemleri, 1940li yillarin baslarinda streptomisinin kesfi ve izonikotinik asitin tedaviye girmesi tüberküloz tedavisinde yeni ve etkin bir dönemin baslangici olmustur. Tüberküloz hastaligi esas olarak akcigerleri tutan ve bunun yani sira diger birçok organda da yerlesebilen, Mycobacterium tuberculosis adli bir mikroorganizma (Koch basili) tarafindan olusturulan bir iltihabi hastaliktir.

Dünya Saglik Örgütünün verilerine göre dünya nüfusunun 1/3ü tüberkülozla enfektedir (tüberküloz basilinin bulastigi kisiler) ve bunlarin %10unda ileride tüberküloz hastaliginin ortaya çikacagi tahmin edilmektedir. Her yil 50-100 milyon kisinin daha tüberküloz basili tarafindan enfekte edildigi hesaplanmaktadir.

Bugün dünyada 20 milyon aktif hasta bulunmakta ve her yil %95i gelismekte olan ülkelerde olmak üzere 8 milyondan fazla yeni aktif tüberküloz olgusu gelismektedir. Tüm dünyada yilda 3 milyon kisinin tüberküloz nedeniyle öldügü tahmin edilmektedir ve bu ölümlerin en az %80i gelismekte olan ülkelerde görülmektedir.

Kisilere hastaligin bulasmasi hemen hastaligin gelisecegi anlamini tasimamaktadir. Tüberküloz basili bulastiktan sonra saglikli insanlarin dokularinda yillarca hastalik olusturmadan canli kalabilir. Enfekte kisilerin vücut direncini düsüren durumlarda tüberküloz basili aktif hale gelerek hastalik olusturabilir.

√ Bulasici midir ?
Tüberküloz, vücudumuzdaki bütün organlarda hastalik olusturabilmesine karsin, basilin giris kapisi hemen her zaman akciger olmaktadir. Basiller en sik olarak solunum yolu ile bulasir. Akciger tüberkülozu olan kisilerin öksürmesi, konusmasi ve hapsirmasi sonucu akciger salgilari damlacik seklinde havaya atilirlar, ortamda bulunan diger saglikli kisiler havada asili kalan bu damlaciklari solunum ile akcigerlerine alarak enfekte olurlar.

Diger bulasma biçimleri seyrektir. Eskiden Mycobacterium bovis tipi basilin enfekte inek sütünün tüketilmesi ile bulasmasi sik görülürdü, ancak bu bulasma sekli, gelismis ülkelerde ineklerde hastaligin önüne geçilmesi ve süt ile süt ürünlerinin pastörize edilmesi neticesi kontrol altina alinmistir. Basilin bulasmis oldugu esyalarin tutulmasi ve ardindan solunum ile enfeksiyon alinmasi sorun olusturmaz.

Ancak tüberküloz basilleri, deri içine ya da deri yolu ile vücuda girdiginde enfeksiyon olusturabilir. Bu tip bulasma, ancak seyrek olarak laboratuar çalisanlarinda görülmektedir. Kasik, çatal, bardak gibi yemek gereçleri, kitaplar, giysiler, yatak örtüleri gibi esyalardan hastaligin bulasmasi söz konusu degildir ve özel bir dikkat göstermeye gerek yoktur.

Balgami ile tüberküloz basili çikaran hastayla yakin temas içinde bulunan kisilere hastaligin bulasma riski en yüksek seviyededir. Ancak yapilan çalismalar, asiri kalabalik ve yasam kosullari kötü olan alanlarda bile hasta ile yakin temasta bulunan kisilerdeki hastaligin bulasma oraninin %25 ile 50 arasinda degistigini göstermektedir.

Hastaliklari bilinmeden toplum içinde gezen ve balgami içinde tüberküloz basili çikaran hasta kisiler hastaligin yayilmasinda en önemli faktördür. Halbuki 15-20 gün süre ile düzenli tüberküloz tedavisi almis olan bir hastanin balgaminda tüberküloz basili bulunsa dahi, tedavilerine devam ettikleri sürece hastaligi bulastirma riskleri çok azdir. Bu nedenle erken ve etkin tedavi bulasmanin önlenmesinde de oldukça önemlidir.

√ Risk faktörleri nelerdir ?
Erken endüstrilesme ve sehirlesme, yetersiz saglik ve barinma kosullarina sahip kalabalik alanlarda yasama hastaligin bulasmasi için uygun ortamlari olusturur. Sehirlerde tüberküloz oranlari kirsal bölgelere oranla daha fazladir. Büyük sehirlerin gecekondu bölgelerinde yoksul ve yeterli beslenemeyen kisilerin kalabalik ortamlarda yasamalari bulasmanin ve hastalik oranlarinin yüksek kalmasina neden olmaktadir.

Sosyoekonomik seviye ile tüberkülozun görülmesi arasinda ters bir iliski vardir, ancak bunun yani sira irk farkliliklari, ortamin kalabalik olmasi ve saglik hizmetlerinin düzeyi gibi baska birçok faktör de hastaligin sikligi üzerinde etkili olmaktadir. Hapishanelerde tüberküloz sikliginin yüksek olmasi, bu faktörlerin çogunun bir arada olmasina baglidir.

Yapilan bir çalismada, kan grubu 0 olan kisilerin tüberküloza nispeten dirençli olduklari, kan grubu AB olanlarda ise tüberküloz gelisme riskinin arttigi gösterilmistir. Alkoliklerde tüberküloz gelisme riski genel nüfustan 10 kat fazla oldugu gösterilmistir. Kronik hastalarin bakin gördügü akil hastaneleri ve bakim evlerindeki hastalarin tüberküloza yakalanma riski genel nüfustan 10 kat fazladir.

Yüksek tüberküloz riski ile iliskili diger faktörler diabetes mellitus, lenfoma, bunama ile seyreden tüm hastaliklar, mide ameliyati geçirilmis olmasi, kanser, silikozis ve immünosüpresif tedavidir. Ancak günümüzde en güçlü risk faktörü AIDS hastaligidir.

√ Ne gibi sikayetlere yol açar ?
Bazi hastalarda, akcigerlerde belirgin hastalik olmasina ragmen herhangi bir sikayet bulunmayabilir ya da ancak dikkatli bir sorgulama ile hastanin önem vermedigi sikayetler tespit edilebilir. Risk gruplarina ya da diger gruplara yapilan tarama amaçli röntgen çekimlerinde bu durum görülmektedir. Hastalar kendilerini gerek bedensel ve gerekse ruhsal olarak yorgun hissedebilirler. Az veya çok istahsizlik ve zayiflama bulunabilir. Gögüs agrisi sik degildir. Hafif egzersizle terlerler, hastaligin yayginligi nispetinde terleme artar ve genellikle geceleri görülür.

Hastalarin en sik sikayeti öksürüktür, balgamli ya da kuru öksürük seklinde olabilir. Öksürügün sikligi hastaligin siddeti ve yayginligi ile orantili degildir. Balgam beyaz-sari renkte seröz veya iltihapli vasifta olabilir. Genellikle aksam saatlerinde ve gece görülen hafif ates görülebilir. Yaygin hastaligi olanlarda 38-40 dereceye kadar yükselen ates izlenebilir.

Kanli balgam veya sadece agizdan kan gelmesi seklinde sikayetler tüberkülozun baslangiç sikayetlerini olusturabilecegi gibi, daha ziyade yaygin ve özellikle kronik kavite olarak adlandirilan yaralar içeren kronik hastaligi bulunan kisilerde görülür.

Tüberkülozda kanama olmasi her zaman için hastaligin aktif oldugu anlamini tasimaz, geçirilmis ve sekel kalmis inaktif tüberküloz olgularinda ve geçirilmis tüberkülozun sebep oldugu kalici solunum yollari genislemelerinde (bronsektazi) de kanama görülebilir. Bazen tüberküloza bagli olarak kadinlarda menstrüel bozukluklar ve adet kesilmeleri görülebilir.

√ Fizik muayene bulgulari yeterli midir ?
Fizik muayene bulgulari tani koydurucu degildir. Hastaligin seyrine ve siddetine göre degisik muayene bulgulari tespit edilebilir. Birçok vakada fizik muayene bulgulari normal olarak degerlendirilir. Bu nedenle tüberküloz süphelenilen her hastaya akciger grafisi çekilmelidir.

√ Hastaligin tanisi nedir ?
Tüberkülozun kesin tanisi ancak Mycobacterium tuberculosisin bulunmasiyla olur. Ancak basilin her vakada gösterilmesi mümkün olmamaktadir. Radyolojik incelemeler, sikayetler ve fizik muayene bulgularina göre hastaligin tüberküloz oldugu düsünülen olgularda basil bulunamamasina ragmen tüberküloz tedavisine baslanmasi gerekmektedir. Basil aranmasi için en uygun materyal sabah çikarilan balgamdir. Eger bu yeterli olmazsa 24 saatte biriktirilmis balgam incelenir. Basil aranacak balgam tükürükle karismis ve kanamali olmamalidir. Balgam tetkiki üst üste 3-6 gün tekrarlanmalidir.

Kisilerde bütün uyku dönemi süresince akcigerden atilan salgilar yutulmakta ve mide istirahat döneminde oldugundan sindirilmeden birikmektedir. Balgam çikaramayan hastalarda tüberküloz basili mide suyundan incelenebilir. Bu hastalardan sabah uyandiklarinda yataktan kalkmadan önce mide suyu sonda ile alinir ve basil incelenmesi için laboratuara gönderilir.

√ Tedavisi nedir ?
Tüberküloz basiline karsi etkili ilaçlarin bulunmasindan önce tedavinin esasini iyi beslenme, istirahat ve uzun süreli sanatroyum tedavisi olustururdu. Ancak etkili ilaçlarin bulunmasindan sonra tedavinin esasini kemoterapi olusturmaya baslamistir. Tüberküloz tedavisinde kullanilan ilaçlar 3 sinifa ayrilabilirler. Öncelikli olarak tercih edilen ve tedavide daha etkili olan

1. grup ilaçlar; Izoniazid, Rifampisin, Etambutol, Pirazinamid veya Morfozinamid ve Streptomisindir.
2. grup ilaçlar; Tiasetazon, Paraaminosalisilik asit (PAS), Sikloserin ve Etionamiddir.
3. grup ilaçlar ise; Viomisin, Kanamisin, Kapreomisin, Tiokarlid, Ofloksasin, Sifloksasin, Ampisilin-Sulbaktam, Alfasilin-Klavulonat vs yer almaktadir.

Tüberküloz tedavisinde kombine tedavi uygulanmalidir. Basilin ilaçlara karsi gelistirdigi direnç nedeniyle tek ilaç tedavisi mümkün olmamaktadir. Ülkemiz gibi tüberküloz direncinin yüksek oldugu toplumlarda ilk 2 ay Izoniazid+Rifampisin+Pirazinamid veya Morfozinamid+Etambutol tedavisi uygulanir, devam eden 4 ay süresince de Izoniazid+Rifampisin ile tedavi tamamlanmalidir. Ancak unutulmamalidir ki tedavi protokolu ve süresi, kiside hastaligi olusturan basilin direnç durumuna göre ve tedaviye alinan cevaba göre degistirilmelidir.

Yorum Yap

(gerekli)

(gerekli)