|
• sağlık rehberi • ağız diş sağlığı • bebek çocuk sağlığı • cinsel sağlık cinsellik • çocuk cerrahisi • diyet zayıflama kilo verme • enfeksiyon hastalıkları • fizik tedavi ftr fizyoterapi • genel cerrahi • genetik sağlık • göğüs hastalıkları • göz hastalıkları • güzellik cilt bakımı • iç hastalıkları dahiliye • ilk yardım acil servis • kadın hastalıkları doğum • kalp damar sağlığı • kulak burun boğaz • lazer epilasyon • nöroloji ağrı • ortopedi travmatoloji • popüler sağlık • plastik estetik cerrahi • radyoloji • ruh sağlığı psikiyatri • üroloji bevliye • Çocuklarda ilaç dozları • Çocuklarda sıvı tedavisi •Total Parenteral Nütrisyon • DRALIGUS ANASAYFA • şifalı bitkiler • medline pubmed • web hosting • online alışveriş • online kitap satış |
Değerli hocamız
Prof. Dr. Köksal ALPTEKİN 'i saygıyla selamlıyoruz. Türkiyenin neresinde olursanız olun önerebileceğimiz enönemli psikiyatrist.
Prof. Dr. Köksal ALPTEKİN
Cumhuriyet Bulvarı No:192 Üstay Apt K.5 D.9 Gündoğdu Meydanı Alsancak / İzmir 0.232.4224252 uykusuzluk uyku bozukluğuUyku bozukluklarına geçmeden önce, uyku hakkında kısa bir açıklama yapmayı uygun buluyoruz. Uyku üzerinde yapılan incelemeler, "İnsan niçin uyur, uyku ne işe yarar?" gibi sorulara henüz tatmin edici cevaplar vermekten uzaktır. Ancak uykusuzluğun fizyolojik bir yorgunluğa ve bazı psikolojik bozukluklara sebep olduğu çok iyi bilinmektedir. Buna göre, uykunun vücudu tamir edici, zindeleştirici, günün yorgunluğunu ve stresini giderici bir rol oynadığı söylenebilir. Uyku sırasında kalp, göz, beyin, sinir ve kas sistemi üzerinde değişikliklere sebep olduğu; solunum, kan basıncı ve nabız gibi faaliyetlere tesir ettiği bilinmektedir. Uyku, monoton ve sabit bir istirahat hali olmayıp yukarıda saydığımız faaliyetlerde yaptığı değişiklikler itibarı ile 4 devreye ayrılır. Uykunun birinci devresi "hafif uyku" diye tarif edebileceğimiz devre olup yaklaşık on dakika sürer. İnsanın uykuya daldığı yani birinci devreyi geçtiği, kalp elektrosunda uyanık iken görülen alfa dalgalarının kaybolmasından anlaşılır. Birinci devrenin en tipik belirtisi, gözlerin beraber hızlı bir şekilde hareket etmesidir. Solunuk, kan basıncı ve nabız düzensiz ve dalgalanmalar şeklindedir. Bundan sonraki üç devrede göz hareketleri yoktur. Birinci devre uykuya göz hareketlerinden ilhamla "REM uykusu" veya kısaca "D uykusu" (desenkronize uyku, rüya uykusu) denir. Diğer üç devre uykuya ise "S uykusu" (Senkronize uyku, NREM uyku) adı verilir. Gençlerin yetişkinlere oranla daha uzun süre uyudukları bilinen bir gerçektir. Keza yeni doğmuş bir bebek günün yaklaşık 16 saatini uykuda geçirmektedir. Bu uykunun en az yarısı D uykusudur. Orta yaştakiler yaklaşık 8 saat uyurlar ve bunun ancak biriki saati D uykusudur. Yaş ilerledikçe hem S hem de D uykusunda azalma görülür. Uyku Bozukluklarının Sınıflandırılması Eskiden uyku bozukluklarını "uyku hapı" ile giderme gibi kolay bir yola başvuruluyordu. Halbuki bunun uyku bozukluğunu gidermediği, aksine psikolojik rahatsızlıkları hızlandırdığı artık bilinen bir gerçektir. Uyku bozuklukları tek bir sebebe dayanmayan, her birinin kendine has patolojik ve psikolojik sebepleri olan, çözülmesi zor hastalıklardandır. En sık görülen şikayetler, uykunun başlamasında ve devamında ortaya çıkan bozukluklardır. Hasta yatağa yattığı zaman uzun müddet uykuya dalamadığından ve sık sık uyandığından yakınmaktadır. Uykuya Dalamamanın Sebepleri √ Herhangi bir ağrılı durum. √ Çözülememiş bir probleme takılma. √ Rahatsız edici, negatif çevre şartları. √ Uyuyamadığına şartlanmış olma. √ Vücudu uyanık tutan psikolojik rahatsızlıklar (anksiyete). Uykuya Devam Etmemesinin Sebepleri √ Her türlü uyarıcı ilaç bağımlılığı veya bu ilaçlardan yoksun kalma. √ Enfeksiyonlar ve bunlara bağlı sistematik hastalıklar. √ Beyin Sapı hastalıkları. √ Yaşlılık. √ Depresyon. √ Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı. √ Huzursuz bacak sendromu. Uykusuzluğa yol açan sebepler arasında "uyku apnesi" dediğimiz patolojik rahatsızlık önemli bir yer tutar. AÇIKLAMA:Uyku apnesi, solunumun on saniye veya daha uzun bir süre durması halidir. En sık görüleni merkezi uyku apnesidir. Hasta nefes aldıktan sonra karın ve göğüste solunum faaliyeti birden bire durur; sonra tekrar başlar. Saf tıkayıcı uyku apnesinde ise hastanın solunumu durmakla beraber, karın ve göğüs kasları solunum engelini aşmak için aşırı zorlanırlar. Dolayısıyla kan basıncında anormallikler olur. Hasta uykusu sırasında bunun farkında değildir. Uyandığı zaman apne de geçmiş olur. Bir gece uykusu sırasında apne sayısı otuzu aştığında hasta sabahleyin kalkınca kendisini yorgun, huzursuz ve işe gitme de isteksiz hisseder. Baş ağrısı da şikayetleri arasındadır. DİKKAT:Uykusuzluktan şikayeti olanlar gece boyunca horluyor ve horlaması zaman zaman on saniye kesiliyor ise uyku apnesinden şüphelenmek gerekir. Hasta ile birlikte yatan eşi, onun horlamanın kesildiği sırada zorla nefes almaya çabaladığını söylüyor ise; kesinlikle uyku apnesi krizi geçirdiği söylenebilir. AÇIKLAMA:Aşırı uyuma bozukluğunun en sık rastlanan sebebi "Narkolepsi"dir. Merkezi sinir sisteminde REM yahut diğer adıyla D uykusunu idare eden mekanizmanın bozulması ile ortaya çıkan anormalliği "narkolepsi" terimiyle açıklıyoruz. Narkolepsi, aşırı uyuma arzusu, uyku felci, hipnogojik hallusinasyonlar ve katalepsi olarak dört şekilde tezahür eder. "Aşırı uyuma arzusu" açıklama gerektirmeyen bir tabir olduğundan "uyku felci"ni izah edelim: Hasta, gündüz uyanık iken, bir kaç saniye müddetle hiçbir kasını oynatamaz duruma gelir. Uyku felcinin sona ermesini müteakip hasta uyuma ihtiyacı duyar. "Hipnogojik hallusinasyon"da, hasta uykuya dalmak üzere iken veya uykudan uyandığı zaman birkaç saniye müddetle tuhaf sesler ve görüntüler algılar. Bu müddet içinde dehşete kapılır ve çok korkar. Halusinasyonlar (varsanılar) geçince şuuru yerine gelir, yanıldığını anlayıp normal akıl durumuna döner. "Katalepsi"ye gelince: çoğu zaman çene ve baş kaslarında nadiren bütün vücut kaslarında kontrolün kaybolması halidir. Kaslarda aniden başlayan gevşeme, organların sarkarak anormal bir görünüş kazanmasına yol açar. Aşırı uyku bozukluklarının hemen hepsi, on ila yirmi bir başları arasında ortaya çıkmakta; kırk yaşına doğru da kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Kırk yaşından sonra devam eden aşırı uyku bozuklukları bir rahatsızlık işareti sayıldığından dikkatle incelenmesi gerekmektedir. Gece vardiyalarında çalışanlar, gece ders çalışmayı alışkanlık haline getiren öğrenciler, akşamları alkol ve uyuşturucu alanlar, gece eğlencelerine düşkün olanlar, cinsel arzularını kontrol altında tutmasını bilemeyenler aşırı uyku bozukluğu çeken hastaların büyük ekseriyetini oluşturmaktadır. • 1846 defa okundu • sayfayı yazdır • sayfayı arkadaşına gönder Bağlantılı yazılar• yaygın anksiyete bozukluğu psikiyatri• somatoform bozukluklar histeri • fobi korku sosyal fobi fobiler • alkolün insan sağlığına zararları • panik bozukluğun tedavisi • deprem doğal afetler ruh sağlığı • kişilik bozuklukları sıkıntı stres • duygusal zeka EQ kalıtsal • alkol zararlı mı alkolizm • uyku bozuklukları uykusuzluk • stres reaksiyonları stres yönetimi • panik atakta bulgular • nevroz ruh hastalığı psikiyatri • yaşlılık dönemi olgunluk • panik atakta ilk yardım • afektif duygulanım bozuklukları • alkol tedavisi alkolizm ruh sağlığı • uykusuzluk uyku bozukluğu • mani manik hastalar maninin tedavisi • sınav kaygısı ile baş etme sınav taktikleri • dissosiyatif bozukluklar • fobik bozukluklar fobiler sosyal fobi • uyku problemleri uykusuzluk • panik bozukluk panik atak • yaygın anksiyete bozukluğu • intihar girişimleri özkıyım girişimi • uyuşturucu bağımlılığı esrar eroin kokain • stres yönetimi stresle başetme • panik bozukluğun nedenleri • disosiyatif bozukluk depersonalizasyon sık kullanılanlara ekle - açılış sayfası yap - iletişim - tavsiye et COPYRIGHT © 2003 - 2008 www.draligus.com |
![]() Sponsorlar : • Bebek Çocuk Hastalıkları • online ansiklopedi • health information • oyun - game -+- sponsor ol -+- |