Böbrek nakli     Doktorlar     Meme Büyütme

Konjenital Üriner Sistem Problemleri

Her türlü sağlık sorunlarınız için bilgilerinizi bırakın. Biz sizi arayalım.

Ad-Soyad
:
E-mail
:
Telefon
:
Mesaj
:
Çocuk CerrahisiTarih: June 12, 2011 11:24 Yorum Yok

çocuklarda konjenital üriner sistem problemleri : Çocuk yas gurubunda üriner
sisteme ait problemlerin önemli bir bölümünü konjenital anomaliler olusturur. Bu
anomaliler üç degisik yolla zengin bir klinik tablo yaratirlar.
1.Üriner
enfeksiyon’a bagli bulgular: Üriner enfeksiyon üriner sistem problemlerinin
basinda gelir ve mutlaka arastirilmasi gerekir. Üriner enfeksiyonun önemi üç
noktada toplanir.
a.Üriner enfeksiyon, üst solunum yolunun bakteriyel
enfeksiyonlarindan sonra siklikta ikinci sirayi alir. Bu nedenle polikliniklerde
çok sik karsimiza çikar.

b. Çok genis ancak herzaman üriner sistemi
düsündürmeyen bir klinik semptomatolojisi vardir. Eriskinde tipik olan dizüri,
pollaküri, suprapubik ya da kolik bölge agrisi gibi belirtilere ancak büyük
çocuklarda rastlanabilir. Hematüri; metabolik, travmatik veya sistemik bir çok
hastaligin belirtisi olarak ortaya çikabilecegi gibi her yasta ki üriner
enfeksiyonda da görülür. Çocugun yasi küçüldükçe belirtilerle üriner sistem
arasinda baglanti kurmak zorlasir. Yenidoganda sarilik, süt çocuklarinda
istahsizlik, bulanti, kusma, ishal ve karin agrisi gibi gastroentestinal
semptomlar daha ön plandadir. Karin agrisi cerrahi tablolarla, özellikle akut
apandisitle karistirilirsa gereksiz laparatomi yapilmasina neden
olur.

c.Üriner enfeksiyon asandan yolla bulasma sonucu ortaya
çikabilecegi gibi, siklikla özellikle erkek çocuklarda altta yatan bir
konjenital anomaliye sekonder olarak gelisebilir. Bu nedenle, erkek çocuklarda
hemen ilk enfeksiyondan sonra, kiz çocuklarda ise, basariyla tedavi edilmis ilk
enfeksiyondan sonra ikinci bir kez tekrari halinde altta yatan bir anomali olup
olmadigi arastirilmalidir.

2.Kitleye bagli bulgular: Kitle, çocuklarda
konjenital anomalilerin ilk bulgusu olabilir. Anne tarafindan banyo
yaptirilirken ya da hekim tarafindan rutin muayene sirasinda saptanabilir.
Kitle; multikistik böbrek, hidronefroz, renal ven trombozu, polikistik böbrek,
Wilms tümörü veya nöroblastoma ait olabilir. Tüm yas guruplari ortak olarak ele
alindiginda (Sekil1); basta hepatosplenomegaliler olmak üzere, cerrahi tedavi
gerektirmeyen hastaliklar en sik karinda kitle sebebi olarak karsimiza çikarlar.
Cerrahi tedavi gerektiren kitlelerin büyük çogunlugu üriner sisteme aittir.
Yalniz üriner sistem kitleleri ele alindiginda yas guruplarina göre büyük
farkliliklar göze çarpar. Yenidogan döneminde en sik hidronefrozlar, ikinci
sirada kistik hastaliklar (büyük çogunlugu, mültikistik böbrek) yer alirken
(Sekil 2), bir yasindan baslayarak habis neoplazmalar öne çikar .

3.
Böbrek fonksiyon bozukluguna bagli bulgular: Bu bulgular zaman zaman araya giren
üriner enfeksiyon nedeniyle alevlenmeler gösterselerde, genellikle kronik
seyirli ve böbrek parankim kaybiyla orantili olarak artan ciddiyettedir.
Parankim kaybi, her seviyedeki üriner obstrüksiyonun ve vezikoüreteral reflünün
en istenmeyen ancak beklenen sonucudur. Bu kaybin derecesi çocugun yasindan çok,
obstrüksiyonun ve reflünün derecesine baglidir. Fötal böbrek 14. haftada idrar
üretmeye basladigindan ciddi konjenital obstrüksiyonlarda bebek ileri derecede
parankim kaybiyla dogabilir. Böbregin fonksiyon kaybinda; Üremiye bagli olarak,
bulanti, kusma, apati, letarji, koma, kas segirmeleri, anoreksi, vertigo, dispne
gibi baska sistemlere ait oldugu düsünülebilecek çok genis bir semptomatoloji
ortaya çikabilir. Metabolik asidoz ; bulanti ,kusma ve güçsüzlüge neden olur.
Kalsiyum potassium metabolizmasinin bozuklugu kemik agrilarina yol açar.
Hipertansiyonun ilk belirtisi bas agrisi olabilir. Poliüri, diabetes mellitus
veya insipidus’da görülebildigi gibi, böbrek parankimini haraplayarak
konsantrasyon yetenegini bozan, kronik pyelonefrit, hidronefroz ve kistik
displastik hastaliklarinda göstergesi olabilir.

TANI YÖNTEMLERI :
Yukarida sözü edilen klinik bulgulardan biri ile basvuran ya da semptomlari açik
olarak baska bir sisteme baglanamayan çocuklarda üriner sistem
arastirilmalidir.

FIZIK MUAYENE : Kitleler enspeksiyonla görülebildigi
gibi palpasyonla da ele gelebilir. Fizik muayene özellikle eksternal
anomalilerin saptanmasinda (mesane ekstrofisi, hipospadi, üretral prolapsus)
yararlidir.

KAN VE IDRAR INCELEMELERI : Serumda; üre, kreatinin, sodyum,
potasyum, klor, kalsiyum ve fosfor ölçümleri böbrek hasari oldugu bilinen
çocuklarda hasarin derecesini belirleme ve izleme açisindan degerlidir. Idrarda;
üre, kreatinin, dansite, osmolarite, proteinüri, ve asidite ölçümleri böbregin
ekskresyon kapasitesi hakkinda bilgi saglar. 24 saatlik idrarda saptanan
kreatinin miktari yasla degisir ve glomerüler filtrasyon hakkinda bilgi verir.
Ancak glomerüler filtrasyon hizinin kesin ölçümü kreatinin klirensi ile
mümkündür.

Bu degerler:
0-6 ayda :30-60 ml/dak
6-12 ayda :60-90
ml/dak
12 aydan sonra: 100-140 ml/dak dir.

Idrar kültürü üriner sistem
arastirmalarinin en önemli basamaklarindan birisidir ve üriner enfeksiyondan
süphelenilen çocuklarda tek kesin tani yöntemidir. Idrar kültürünün en güvenilir
yolu suprapübik ponksiyonla alinan idrar örneginin besi yerine ekilmesidir. Bu
yolla alinan örnekte mikroorganizma üretilmesi sayidan bagimsiz olarak üriner
enfeksiyon tanisi için yeterlidir. Birlikte uygulanan antibiyogram uygun
antibiyotigin seçimine yardimci olur.

RADYOLOJI : Üriner sistemin çesitli
radyolojik yöntemlerle incelenmesi, statik ve dinamik özelliklerinin ortaya
konmasina ve patolojinin anlasilmasina yardim eder.

Ultrasonografi (USG):
Böbregin, yerlesimi, boyutlari, parankimi, kalisler ve pelvisin durumu,
üreterler ve mesane hakkinda bilgi veren noninvaziv bir yöntemdir. USG ile
obstrüksiyonun seviyesi varsa kitle ve tas saptanabilir.

Direkt üriner
sistem grafisi (DUSG): Yatarak çekilen ve pelvisi içine alan bos karin
grafisidir. DUSG ile kitle (hidronefroz, neoplazmalar), kalsifikasyon
(nöroblastom), tas görülebilir. Sakral displaziler, spina bifida (idrar
enkontinansinda) saptanabilir.

Intravenöz ürografi (IVU): Böbregin
yapisal ve fonksiyonel durumunu gösteren en eski, ancak en çok kullanilan
ve güvenilen yöntem olmaya devam etmektedir.Standart olarak, idrarla atilan
radyoopak maddenin intravenöz yoldan verilmesinden sonra alinan 1, 3, 5, 10
dakika ve yarim saatlik kliselere ek olarak, gereginde araliklarla 24 saatekadar
yapilan izlemeler, böbregin fonksiyonu, obstrüksiyonun derecesi ya da yapilmis
bir cerrahi girisimin sonuçlari hakkinda degerli bilgiler verir.

Voiding
sistoüretrografi (VCUG): Üretra kateteri yoluyla mesaneye opak madde verildikten
sonra iseme sirasinda mesanenin, üretranin ve varsa üreterlere reflünün
görüntülenmesini saglar. Vezikoüreteral reflü tanisinin vazgeçilmez yöntemidir.
Posterior üretral valv tanisinda yararlidir.

Renal sintigrafi : Diger
yöntemlerden farkli olarak üriner sistemin bosluklarinin degil parankiminin
görüntülenmesini saglar. Parankim hasarini (skarlari) ortaya koyar. Total
ekskresyona iki böbregin hangi oranlarda katildiginin kantitatif (%) olarak
ölçülmesini saglar.

Kompüterize tomografi (CT): USG’den daha üstün
degildir. USG görüntülerinde degerlendirme sorunu varsa
uygulanabilir.

Pyelografi: Prograd (perkütan böbrek pelvisine girerek)
veya retrograd (sistoskopi yoluyla üreter kateterize edilerek) yoldan
yapilabilir. Özellikle IVU’nin mümkün olmadigi durumlarda yapisal özelliklerin
gösterilmesinde çok yararlidir.

Renal anjiografi: Damarsal yapinin
gösterilmesinin önemli oldugu, travma ve neoplazmalarda önem kazanir. Çocuk yas
gurubunda kullanimi sinirlidir. Bu tani yöntemleri kullanilarak üriner sistemde
ki patoloji ve derecesi ortaya konur. Üriner sistemin konjenital patolojileri
obstrüktif ve non obstrüktif olarak iki ana baslik altinda
toplanabilir.

12.1 OBSTRÜKTIF PATOLOJILER: Konjenital obstrüksiyonlara
üriner sistemin her yerinde rastlanabilir. Ancak farkli anatomik bölümlerin
birlesme yerindeki dogal darliklarda daha sik ortaya çikarlar.
12.2 NON
OBSTRÜKTIF PATOLOJILER: Bunlar içinde en önemlisi vezikoüreteral
reflüdür.

KAYNAKÇA
1-Mollard P: Précis d’Urologie de l’Enfant, Paris,
Masson.1984.
2-Cendron J, Schulman C: Urologie Pédiatrique, Paris, Flammarion
Médecine -Sciences. 1989, 2. baski
3-Welch KJ, Randolph JG, Ravitch MM,
O’Neill, JR, JA, Rowe MI: Pediatric Surgery, Chicago, Year Book Medical
Publishers Inc. 1986, 4. baski.
4-Kelalis PP, King LR, Belman AB: Clinical
Pediatric Urology, Philadelphia, WB Saunders Co., 1992, 3. baski.
5-Ashcraft
KW: Pediatric Urology, Philadelphia, WB Saunders Co., 1990, 2. baski.

Yorum Yap

(gerekli)

(gerekli)