konjenital üriner sistem problemleri
çocuklarda konjenital üriner sistem problemleri : Çocuk yaş gurubunda üriner
sisteme ait problemlerin önemli bir bölümünü konjenital anomaliler oluşturur. Bu
anomaliler üç değişik yolla zengin bir klinik tablo yaratırlar. 1.Üriner
enfeksiyon'a bağlı bulgular: Üriner enfeksiyon üriner sistem problemlerinin
başında gelir ve mutlaka araştırılması gerekir. Üriner enfeksiyonun önemi üç
noktada toplanır. a.
Üriner enfeksiyon, üst solunum yolunun bakteriyel
enfeksiyonlarından sonra sıklıkta ikinci sırayı alır. Bu nedenle polikliniklerde
çok sık karşımıza çıkar.
b. Çok geniş ancak herzaman üriner sistemi
düşündürmeyen bir klinik semptomatolojisi vardır. Erişkinde tipik olan dizüri,
pollaküri, suprapubik ya da kolik bölge ağrısı gibi belirtilere ancak büyük
çocuklarda rastlanabilir. Hematüri; metabolik, travmatik veya sistemik bir çok
hastalığın belirtisi olarak ortaya çıkabileceği gibi her yaşta ki üriner
enfeksiyonda da görülür. Çocuğun yaşı küçüldükçe belirtilerle üriner sistem
arasında bağlantı kurmak zorlaşır. Yenidoğanda sarılık, süt çocuklarında
iştahsızlık, bulantı, kusma, ishal ve karın ağrısı gibi gastroentestinal
semptomlar daha ön plandadır. Karın ağrısı cerrahi tablolarla, özellikle akut
apandisitle karıştırılırsa gereksiz laparatomi yapılmasına neden
olur.
c.Üriner enfeksiyon asandan yolla bulaşma sonucu ortaya
çıkabileceği gibi, sıklıkla özellikle erkek çocuklarda altta yatan bir
konjenital anomaliye sekonder olarak gelişebilir. Bu nedenle, erkek çocuklarda
hemen ilk enfeksiyondan sonra, kız çocuklarda ise, başarıyla tedavi edilmiş ilk
enfeksiyondan sonra ikinci bir kez tekrarı halinde altta yatan bir anomali olup
olmadığı araştırılmalıdır.
2.Kitleye bağlı bulgular: Kitle, çocuklarda
konjenital anomalilerin ilk bulgusu olabilir. Anne tarafından banyo
yaptırılırken ya da hekim tarafından rutin muayene sırasında saptanabilir.
Kitle; multikistik böbrek, hidronefroz, renal ven trombozu, polikistik böbrek,
Wilms tümörü veya nöroblastoma ait olabilir. Tüm yaş gurupları ortak olarak ele
alındığında (Şekil1); başta hepatosplenomegaliler olmak üzere, cerrahi tedavi
gerektirmeyen hastalıklar en sık karında kitle sebebi olarak karşımıza çıkarlar.
Cerrahi tedavi gerektiren kitlelerin büyük çoğunluğu üriner sisteme aittir.
Yalnız üriner sistem kitleleri ele alındığında yaş guruplarına göre büyük
farklılıklar göze çarpar. Yenidoğan döneminde en sık hidronefrozlar, ikinci
sırada kistik hastalıklar (büyük çoğunluğu, mültikistik böbrek) yer alırken
(Şekil 2), bir yaşından başlayarak habis neoplazmalar öne çıkar .
3.
Böbrek fonksiyon bozukluğuna bağlı bulgular: Bu bulgular zaman zaman araya giren
üriner enfeksiyon nedeniyle alevlenmeler gösterselerde, genellikle kronik
seyirli ve böbrek parankim kaybıyla orantılı olarak artan ciddiyettedir.
Parankim kaybı, her seviyedeki üriner obstrüksiyonun ve vezikoüreteral reflünün
en istenmeyen ancak beklenen sonucudur. Bu kaybın derecesi çocuğun yaşından çok,
obstrüksiyonun ve reflünün derecesine bağlıdır. Fötal böbrek 14. haftada idrar
üretmeye başladığından ciddi konjenital obstrüksiyonlarda bebek ileri derecede
parankim kaybıyla doğabilir. Böbreğin fonksiyon kaybında; Üremiye bağlı olarak,
bulantı, kusma, apati, letarji, koma, kas seğirmeleri, anoreksi, vertigo, dispne
gibi başka sistemlere ait olduğu düşünülebilecek çok geniş bir semptomatoloji
ortaya çıkabilir. Metabolik asidoz ; bulantı ,kusma ve güçsüzlüğe neden olur.
Kalsiyum potassium metabolizmasının bozukluğu kemik ağrılarına yol açar.
Hipertansiyonun ilk belirtisi baş ağrısı olabilir. Poliüri, diabetes mellitus
veya insipidus'da görülebildiği gibi, böbrek parankimini haraplayarak
konsantrasyon yeteneğini bozan, kronik pyelonefrit, hidronefroz ve kistik
displastik hastalıklarında göstergesi olabilir.
TANI YÖNTEMLERİ :
Yukarıda sözü edilen klinik bulgulardan biri ile başvuran ya da semptomları açık
olarak başka bir sisteme bağlanamayan çocuklarda üriner sistem
araştırılmalıdır.
FİZİK MUAYENE : Kitleler enspeksiyonla görülebildiği
gibi palpasyonla da ele gelebilir. Fizik muayene özellikle eksternal
anomalilerin saptanmasında (mesane ekstrofisi, hipospadi, üretral prolapsus)
yararlıdır.
KAN VE İDRAR İNCELEMELERİ : Serumda; üre, kreatinin, sodyum,
potasyum, klor, kalsiyum ve fosfor ölçümleri böbrek hasarı olduğu bilinen
çocuklarda hasarın derecesini belirleme ve izleme açısından değerlidir. İdrarda;
üre, kreatinin, dansite, osmolarite, proteinüri, ve asidite ölçümleri böbreğin
ekskresyon kapasitesi hakkında bilgi sağlar. 24 saatlik idrarda saptanan
kreatinin miktarı yaşla değişir ve glomerüler filtrasyon hakkında bilgi verir.
Ancak glomerüler filtrasyon hızının kesin ölçümü kreatinin klirensi ile
mümkündür.
Bu değerler: 0-6 ayda :30-60 ml/dak 6-12 ayda :60-90
ml/dak 12 aydan sonra: 100-140 ml/dak dır.
İdrar kültürü üriner sistem
araştırmalarının en önemli basamaklarından birisidir ve üriner enfeksiyondan
şüphelenilen çocuklarda tek kesin tanı yöntemidir. İdrar kültürünün en güvenilir
yolu suprapübik ponksiyonla alınan idrar örneğinin besi yerine ekilmesidir. Bu
yolla alınan örnekte mikroorganizma üretilmesi sayıdan bağımsız olarak üriner
enfeksiyon tanısı için yeterlidir. Birlikte uygulanan antibiyogram uygun
antibiyotiğin seçimine yardımcı olur.
RADYOLOJİ : Üriner sistemin çeşitli
radyolojik yöntemlerle incelenmesi, statik ve dinamik özelliklerinin ortaya
konmasına ve patolojinin anlaşılmasına yardım eder.
Ultrasonografi (USG):
Böbreğin, yerleşimi, boyutları, parankimi, kalisler ve pelvisin durumu,
üreterler ve mesane hakkında bilgi veren noninvaziv bir yöntemdir. USG ile
obstrüksiyonun seviyesi varsa kitle ve taş saptanabilir.
Direkt üriner
sistem grafisi (DUSG): Yatarak çekilen ve pelvisi içine alan boş karın
grafisidir. DUSG ile kitle (hidronefroz, neoplazmalar), kalsifikasyon
(nöroblastom), taş görülebilir. Sakral displaziler, spina bifida (idrar
enkontinansında) saptanabilir.
İntravenöz ürografi (IVU): Böbreğin
yapısal ve fonksiyonel durumunu gösteren en eski, ancak en çok kullanılan
ve güvenilen yöntem olmaya devam etmektedir.Standart olarak, idrarla atılan
radyoopak maddenin intravenöz yoldan verilmesinden sonra alınan 1, 3, 5, 10
dakika ve yarım saatlik klişelere ek olarak, gereğinde aralıklarla 24 saatekadar
yapılan izlemeler, böbreğin fonksiyonu, obstrüksiyonun derecesi ya da yapılmış
bir cerrahi girişimin sonuçları hakkında değerli bilgiler verir.
Voiding
sistoüretrografi (VCUG): Üretra kateteri yoluyla mesaneye opak madde verildikten
sonra işeme sırasında mesanenin, üretranın ve varsa üreterlere reflünün
görüntülenmesini sağlar. Vezikoüreteral reflü tanısının vazgeçilmez yöntemidir.
Posterior üretral valv tanısında yararlıdır.
Renal sintigrafi : Diğer
yöntemlerden farklı olarak üriner sistemin boşluklarının değil parankiminin
görüntülenmesini sağlar. Parankim hasarını (skarları) ortaya koyar. Total
ekskresyona iki böbreğin hangi oranlarda katıldığının kantitatif (%) olarak
ölçülmesini sağlar.
Kompüterize tomografi (CT): USG'den daha üstün
değildir. USG görüntülerinde değerlendirme sorunu varsa
uygulanabilir.
Pyelografi: Prograd (perkütan böbrek pelvisine girerek)
veya retrograd (sistoskopi yoluyla üreter kateterize edilerek) yoldan
yapılabilir. Özellikle IVU'nin mümkün olmadığı durumlarda yapısal özelliklerin
gösterilmesinde çok yararlıdır.
Renal anjiografi: Damarsal yapının
gösterilmesinin önemli olduğu, travma ve neoplazmalarda önem kazanır. Çocuk yaş
gurubunda kullanımı sınırlıdır. Bu tanı yöntemleri kullanılarak üriner sistemde
ki patoloji ve derecesi ortaya konur. Üriner sistemin konjenital patolojileri
obstrüktif ve non obstrüktif olarak iki ana başlık altında
toplanabilir.
12.1 OBSTRÜKTİF PATOLOJİLER: Konjenital obstrüksiyonlara
üriner sistemin her yerinde rastlanabilir. Ancak farklı anatomik bölümlerin
birleşme yerindeki doğal darlıklarda daha sık ortaya çıkarlar. 12.2 NON
OBSTRÜKTİF PATOLOJİLER: Bunlar içinde en önemlisi vezikoüreteral
reflüdür.
KAYNAKÇA 1-Mollard P: Précis d'Urologie de l'Enfant, Paris,
Masson.1984. 2-Cendron J, Schulman C: Urologie Pédiatrique, Paris, Flammarion
Médecine -Sciences. 1989, 2. baskı 3-Welch KJ, Randolph JG, Ravitch MM,
O'Neill, JR, JA, Rowe MI: Pediatric Surgery, Chicago, Year Book Medical
Publishers Inc. 1986, 4. baskı. 4-Kelalis PP, King LR, Belman AB: Clinical
Pediatric Urology, Philadelphia, WB Saunders Co., 1992, 3. baskı. 5-Ashcraft
KW: Pediatric Urology, Philadelphia, WB Saunders Co., 1990, 2. baskı.
• 15434 defa okundu
• sayfayı yazdır
• sayfayı arkadaşına gönder
Bağlantılı yazılar
çocuklarda gastrointestinal kanamalar
gastrointestinal kanamalar 1 ay 2 yaş
talassemi akdeniz anemisi
çocuklarda testis anatomisi
nekrotizan enterokolit NEK 1
neonatal resusitasyon bebek canlandırma
invajinasyon bağırsak düğümlenmesi
çocuklarda apandisit ameliyatı hastalığı
inmemiş testis ameliyatı
yabancı cisim aspirasyonu
vezikoüreteral reflü VUR
intestinal atreziler 2
herediter sferositoz
jejunoileal atreziler 2
invaginasyon 2 çocuklarda invajinasyon
çocuklarda sıvı elektrolit tedavisi TPN
mekonyum ileusu 3
umbilikal herni göbek fıtığı
jejunoileal atreziler 1
konjenital üriner sistem problemleri
testis torsiyonu ekstravajinal intravajinal
karaciğer pankreas yaralanması
sünnet bebek sünneti
hipospadias cerrahi tedavisi
bebeklerde yemek borusu tıkanması
karın ağrılı hastaya yaklaşım
epididimit epididimiorşit
gastrointestinal kanamalar yenidoğan
nekrotizan enterokolit NEK 4
karın ağrısı çocuklarda karın ağrıları
|