 |
 |
 |
 |
 |
|
| |
|
sponsor 1 |
sponsor 2 |
invajinasyon bağırsak düğümlenmesi
İNVAJİNASYON : Proksimaldeki barsak segmentinin distaldeki barsak içine
girmesidir. Her yıl 1000 canlı doğuma karşılık 1.5-4 invajinasyon görülmektedir.
Sıklıkla 4-10 aylık bebeklerde görülür. 2 yaşın altındaki çocukların en sık
intestinal obstruksiyon nedenidir. Karın ağrısı nedeniyle ameliyat edilen 1 yaş
altındaki çocukların en önemli ameliyat nedeni bu hastalıktır. 5-12 ay
arasındaki erkek çocuklarda daha sık görülür.
Ancak yenidoğanlarda ve daha büyük
çocuklarda da görülebilmektedir.
Etiyoloji : Hastaların %92-98’inde
invajinasyona neden olabilecek odak nokta (leading point) bulunamaz. Bu olgular
idiopatik olarak tanımlanırlar. Respiratuvar enfeksiyonlar sonucunda gelişmiş
peyer plakları hipertrofilerinin idiyopatik invajinasyonda rolü olduğu
düşünülmektedir. Ayrıca beslenme, diare ve konstipasyonunda rolü olabileceği
düşünülmektedir. İnvajinasyonlu hastaların %2-8’inde olayı başlatan bir odak
noktası vardır. Polip, Meckel divertikülü, ektopik dokular, duplikasyon,
hemanjiom veya tümörler odak noktası olabilmektedirler. Özel bir odak noktasına
bağlı invajinasyon üç yaşından büyük hastalarda daha sıktır. Ancak
Henoch-Schonlein purpurası ve kistik fibroziste odak noktası olmadan
invajinasyon olabilmektedir. Hemofiliklerde, lösemililerde, künt karın
travması sonrasında ve cerrahi girişim sonrasında da invajinasyon
görülebilmektedir.
Patogenez : Vakaların %95’inde invajinasyon
terminal ileumdan başlayarak kolona ilerlemektedir. İntussussuptumun mezosu
sıkıştığından önce venöz dönüşte zorluk, staz ve ödem meydana gelmektedir.
Dokularda ödem gelişince venöz obstrüksiyon daha da artmakta, barsak damarları
genişleyerek mukoza hücreler mukus ile dolmakta, lümene mukus salınmaktadır.
Arteriyel dolaşım devam ederse dokularda dolgunluk artar ve doku basıncı arteyel
basıncı geçtiğinde gangren oluşmaktadır.
Belirti ve bulgular
: Hastalığın seyri genellikle tipiktir. Önceden sağlıklı olan bebek ağrı ile
uyanır. Ayaklarını karnına çeker ağlar. Önceleri refleks olarak kusar, birkaç
dakika süren ağrı atağından sonra rahatlar. Bir süre sonra ağrı atağı tekrarlar.
Hasta terler soluklaşır. Kusma safralı hale gelir. Çilek jölesi şeklinde
tanımlanan kanlı mukuslu dışkılama ile klasik tablo tamamlanır. Karın
muayenesinde distansiyon görülebilir. Karın yumuşak invajinasyon kitlesi
hassastır. Vakaların %85-95’inde kitle palpe edilir. Mezenterin çekmesi
nedeniyle kitle sucuk şeklinde kıvrılmıştır.
Tanı : Öykü tipik
olduğunda kitlenin palpasyonu tanı koydurucudur. Bazen intussuseptum anüsten
dışarı çıkarak rektal prolapsus görünümü verebilir. İntussuseptum kenarından
parmak girmesi ile rektal prolapsustan ayrılabilir. Rektal tuşede kanlı mukuslu
gaita ile bazen de tuşe mesafesine kadar ilerlemiş intussuseptum saptanabilir.
Tanıda yardımcı olan, uygulaması en kolay yöntem ultrasonografidir.
Ultrasonografik incelemede içiçe girmiş barsaklar yalancı böbrek görünümü
verebilmektedirler. Tanıda şüpheli olunduğunda, uygulanacak sonraki yöntem kolon
grafisidir. Kolon grafisinde intussuseptumun geldiği bölgede konkavitesi
proksimale bakan bir dolma defekti ile somya yayı, soğan zarı veya dizilmiş
madeni para görünümü olarak tarif edilen bulgu saptanabilmektedir.
Tedavi
: İnvajinasyon tedavisinde hava veya baryumla redüksiyon veya cerrahi tedavi
uygulanmaktadır. Uygulanacak tedavi hastaların özelliklerine göre seçilmelidir.
Erken başvuran, fizik muayenesinde periton iritasyonu bulguları olmayan, ayakta
karın grafisinde belirgin hava sıvı seviyeleri görülmeyen, intussuseptumun sol
kolona kadar ilerlememiş olduğu vakalarda öncelikle redüksiyon denenmelidir.
Redüksiyon denemesi öncesinde hastanın sıvı-elektrolit dengesi düzeltilmiş
olmalı, hastada redüksiyon sırasında komplikasyon gelişirse hemen ameliyata
alabilme şartları önceden sağlanmalıdır. Redüksiyonda perforasyon olduğunda daha
sınırlı bir perforasyona neden olması ve ayrıca peritoneal boşluğa kaçtığında
daha az tehlikeli olamsı nedenleriyle hava kullanımı tercih edilmelidir. Hava
özel bir sistem ile rektumdan 100-120 mmHg basıncı geçmeyecek şekilde
uygulanarak skopi altında intussuseptumun geri gidişi ve ileuma hava geçişi
gözlenmektedir.
Redüksiyon eğer baryum kullanılarak yapılacaksa, baryum
en fazla bir metre yükseklikten akıtılmalı, bu sırada hastada karın içi basıncın
yükselmesine neden olabilecek palpasyon gibi işlemler yapılmamalıdır. Baryum
verilirken intussuseptumun redüksiyonu gözlenir.
İntussuseptum aynı
noktada üç dakikadan fazla sebat ederse işleme bir müddet ara verilmeli ve
perforasyondan kaçınmak için işlem üç kezden fazla tekrarlanmamalıdır.
İntussuseptum redükte oluyorsa işleme devam edilir. Başarılı bir redüksiyon
olduğunu söylemek için terminal ileuma hava veya baryum geçişini görmek
gereklidir. Baryumla redüksiyondan sonra hasta 24 saat altında tutulmalı, gaz ve
gaita çıkardığından emin olunmalıdır. Hasta geç başvurduysa, peritoneal
iritasyon bulguları varsa, ayakta direkt karın grafisinde hava-sıvı seviyeleri
varsa, daha önce redüksiyon denemeleri başarısız olduysa cerrahi tedavi seçilir.
Bu hastalarda sıvı-elektrolit dengesi sağlandıktan sonra sağ üst transvers kesi
ile ameliyat yapılmaktadır. Ameliyatta önce elle redüksiyon denenmektedir. Elle
redüksiyon mümkün olmadığında veya gangrene barsak varlığında rezeksiyon
yapılmaktadır. Rezeksiyondan sonra hastalardaki periton bulgularına göre uç uca
ileokolik anastomoz veya miculicz tipi enterostomi
uygulanmaktadır.
İnvajinasyon tedavi edilmediğinde hızla fatal
seyredebilen bir hastalıktır. Hastalık erken tanındığında uygun tedavi ile
mortalitesi çok düşüktür. Bu nedenle en küçük bir invajinasyon şüphesi
varlığında çocuk cerrahisi bölümü ile konsültasyondan kaçınılmamalıdır.
• 4537 defa okundu
• sayfayı yazdır
• sayfayı arkadaşına gönder
Bağlantılı yazılar
hipospadias cerrahi tedavisi
herediter sferositoz
mekonyum ileusu 2
karın ağrılı hastaya yaklaşım
intestinal atreziler 1
gastrointestinal kanamalar 1 ay 2 yaş
karaciğer pankreas yaralanması
hidrosel kordon kisti
gastrointestinal kanamalar yenidoğan
pnömoperitoneum perforasyon
neonatal resusitasyon bebek canlandırma
meckel divertikülü rektal kanama
akut skrotum testis torsiyonu epididimiorşit
böbrek üreter mesane yaralanması
invaginasyon 1 çocuklarda invajinasyon
bebeklerde yemek borusu tıkanması
üreterovezikal darlık nörojen mesane
hemoperitoneum travma kanama
duodenal atrezi stenoz anüler pankreas 2
nekrotizan enterokolit NEK 4
yabancı cisim aspirasyonu
akut skrotum sebepleri
jejunoileal atreziler 2
sünnet bebek sünneti
karın duvarı defektleri
gastrointestinal kanamalar 2 yaş üstü
crohn hastalığı regional enterit
umbilikal herni göbek fıtığı
intestinal atreziler 2
omfalosel umbilikal kord hernisi
| | |
|
 |
 |
 |
 |