 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Prof. Dr. Köksal ALPTEKİN
Prof. Dr. Köksal ALPTEKİN
Saygıdeğer hocamız ;
Prof. Dr. Köksal ALPTEKİN 'i saygıyla selamlıyoruz.
Türkiye'nin neresinde olursanız olun size önerebileceğimiz en önemli psikiyatrist :
Prof. Dr. Köksal ALPTEKİN
Cumhuriyet Bulvarı No:192
Üstay Apt K.5 D.9
Gündoğdu Meydanı
Alsancak / İzmir
0.232.4224252
|
 |
 |
 |
 |
| |
|
sponsor 1 |
sponsor 2 |
Apandisit cerrahi tedavi apendektomi
Körbağırsağın apandis denen solucansı uzantısının iltihaplanması apandisit
olarak bilinir. Çok sık rastlanan ve özellikle yetersiz tedavi sonucu yol
açacağı tehlikeli komplikasyonlardan ötürü korkulan bir hastalıktır. Günümüzdeki
antibiyotik olanaklarına karşın bu ikincil hastalıkların en ağın peritonit yani
karın zarı iltihabıdır.
Apandis içinden besinlerin geçmediği küçük bir
bağırsak çıkıntısıdır.
Hareketli ve esnek bir boru biçiminde olan bu çıkıntı
kalınbağırsağın başlangıç bölümü olan körbağırsağa, incebağırsakla birleşme
yerinin hemen gerisinde bağlanır. Genellikle eğik biçimde gövde eksenine doğru
uzanır. Bu normal konumunun dışında leğen içine, karaciğer altına ya da sol
böğüre doğru da yerleşebilir. Alışılmış yerinin dışında bulunan apandisin
iltihaplanması, belirtileri değerlendirmede ve hastalığın tanısını koymada
güçlükler yaratır.
Apandisin anatomik yapısında üç katman göze çarpar.
Dış yüzeyi seröz (sıvı içeren) bir zar örter. Bunun altında kas katmanı ve en
içte de lenf dokusunca zengin, girintili çıkıntılı bir mukoza yer alır. Lenf
dokusunun bolluğundan ötürü apandise "bağırsak bademciği" de
denir.
NEDENLERİ Apandisin iç boşluğu çok dardır. Bağırsak florasında
bulunan bütün mikroorganizmalar burada da yaşar. Apandis genellikle bu
mikroplara karşı yeterince dirençlidir. Ama bazen çoğalan mikroplar hastalık
yapıcı özellik kazanır. Böylece apandisin iltihaplanma süreci
başlar.
Mikropların hastalık yapıcı özellik kazanmalarını sağlayan en
önemli olay, apandis iç boşluğunun tıkanarak körbağırsakla bağlantısının
zayıflamasıdır. Mikropların burada durağan biçimde kalmasıyla apandis duyan
iltihaplanır. Tıkanmanın birçok nedeni vardır. Bunlar arasında yoğun mukus
tıkaçları, bağırsak solucanları, apandisin çok uzun olması, duvarlarında
hareketi zorlaştıran köşelerin bulunması ya da kiraz gibi meyvelerin takılı
kalan çekirdekleri sayılabilir.
GÖRÜLME SIKLIĞI Antibiyotiklerin
yaygın biçimde kullanıma girmesiyle apandisit olgularının sayısı azalmıştır.
Gene de bütün cerrahi girişimlerin yüzde 2 si apandisit nedeniyle yapılmaktadır.
Bebeklik çağında ender görülen apandisit, çocukluk ve özellikle ergenlik çağında
çok sık ortaya çıkar. Daha sonra görülme sıklığı azalmakla birlikte her yaşta
gelişebilir ve her iki cinste de eşit oranda görülür. Bazı hastalarda akut
apandisit kendiliğinden geriler. Ama olguların yarısında bu krizler yineler ve
kesin tedaviyi gerektirir.
Hastalığın akutla kronik arası ve kronik
biçimlerinden de söz edilir. Akutla kronik arası olgular çok ender değildir.
Buna karşılık kronik apandisite düşünüldüğünden çok daha az rastlanır; hatta
kronik apandisit tamsının birçok olguda sağlam bir temeli
yoktur.
Belirtileri Apandisitin belirtileri deneyimli bir hekimi bile
tanı koymada zora sokabilir. Akut apendisit özellikle çocuklarda iştah kaybı,
bulantı ve kusmayla başlar. Ateş hastalığın tipik bir belirtisi değildir. Koltuk
altından ölçüldüğünde hiçbir zaman çok yüksek çıkmaz. Ama makattan alınan vücut
sıcaklığı her zaman daha yüksektir. Ağrı en önemli belirtidir. Birkaç kez
kusmayla birlikte sancı biçiminde ortaya çıkar. Önceleri aralıklı gelen ağrı
gittikçe şiddetlenir ve süreklilik kazanır.
Apandisit ağrısı göbek
çevresi ve karın üstü bölgelerinde başlar; daha ender olarak bütün karında
duyulur. Daha sonra karnın sağ alt bölgesine kayar. Ağrının göbek ile böğür
kemiği ön dikeni arasındaki bu yeri çok tipiktir. Bazen şiddetle başlayan ağrı
daha sonra hafifler. Bu durum yanıltıcıdır; hastaya rahatsızlığının bittiği
duygusunu verir.
Oysa ağrı azalırken akut krizin öbür belirtilerinde
gerileme görülmezse, örneğin, hızlı olan kalp atışları yavaşlamaz, kas sertliği
çözülmezse bu durum apandisitin en korkulu komplikasyonu olan karın zan
iltihabının geliştiğini gösterir.
Hastanın muayenesi sırasında kolayca
akut apandisit tanısına varılabilir. Karnın sağ alt bölgesinin elle muayenesinde
kasların korunma amacıyla kasılması sonucu sertlik görülür. Belirli noktalara
bastırılması şiddetli ağrı verir.
Apandisit tipleri Belirtilerin
şiddeti ve hastalığın ağırlığı yalnız apandis iltihabının niteliğine bağlıdır.
Akut apandisitin başlıca üç tipi vardır: Mukuslu, irinli ve kangrenli. Cerrahi
uygulamada en sık mukuslu apandisite rastlanır. Mukus salgısının arttığı bu
tipte apandis iyice iltihaplanmış, gergin ve büyümüştür. Üzerindeki periton ise
alışılmış parlaklığını yitirerek hafif matlaşmıştır. Mukuslu apandisit
hastalığın en hafif tipi olmasına karşın, zamanında müdahale edilmezse irinli
apandisite dönüşebilir.
İrinli apandisitte, apandis iç boşluğunda ve
duvarında biriken irin birçok apse odağı oluşturur. Bu apselerin ülserleşerek
apandis dışına açılmasıyla kaçınılmaz olarak periton iltihabı gelişir. Akut
apandisitin irinli tipinde körbağırsak ve incebağırsak bağlantı bölgesi gibi
apandis yakınındaki bağırsak bölümleri de iltihaplanır.
Son olarak,
apandis damarlarının pıhtıyla (tromboz) tıkanması sonucunda kangrenli apandisit
gelişir. Başka bir deyişle, apandise gelen kanın ve dolayısıyla oksijenin
azalması, doku ölümüne (nekroz) ve apandisin bağırsaktan kopmasına yol açar.
Kopan apandisin ve körbağırsağın içindekiler kayın zarı boşluğuna yayılınca çok
ağır bir peritonit oluşur.
GİDİŞİ Hastalık gidişine bırakılırsa, yani
tanısı konmaz ya da hasta ameliyata izin vermezse nasıl bir gelişme gösterir?
Bazı iyi huylu olgularda ağrı, kusma ve ateş birkaç gün içinde kendiliğinden
azalır ve hasta o an için kendini "iyileşmiş" hisseder. Ama "o an" geçicidir,
çünkü kolayca atlatılan bu ilk krizi kaçınılmaz olarak ikincisi izler. İkinci
krizin ortaya çıkış zamanı değişkendir ve arada geçen süre hastalığın
kronikleşmesine yol açacak ölçüde uzayabilir.
Bu iyi huylu olguların
dışında bazen de 3. ve 4. günlerde periton tepkisi gelişir. Bunun sonucu olarak
böğür çukurunda elle hissedilen, sınırları belirsiz, oval bir kütle belirir
(plastron). Yatakta dinlenme, karna buz koyma ve antibiyotik tedavisiyle
plastron birkaç haftada geriler.
Bir başka olasılık da apandisitin yaygın
peritonit gibi ağır hastalık durumuna doğru gelişmesidir. Yaygın karın zarı
iltihabında belirtiler çok şiddetlidir; ağrı bütün karında duyulur, kusma
sıklaşır, hıçkırma belirir ve ateş 400C ye kadar çıkar. Hasta endişeli,
sıkıntılı, solgun, yüz hatları gerilmiş görünür; dudaklar ve özellikle dil
kurumuştur. Acil girişimde bulunulmazsa hasta ölür.
• 15936 defa okundu
• Sayfayı yazdır
• Sayfayı arkadaşına gönder
Bağlantılı Yazılar
| | |
|
 |
 |
 |
 |